Jeolojik Tehlikeler
Jeolojik Tehlikeler
Dünyanın içinde ve üzerinde yavaş ve düzensiz süreçlerle biriken gerilimler, zamanla enerjilerini volkanik patlamalar, depremler ve toprak kaymaları gibi değişik yollardan boşaltırlar.
Dünyada doğal süreçler üzerinde yapılan araştırmaların önemsenmemesinden dolayı maalesef her yıl yüzlerce insan ölmektedir. Günümüzde yıllar içerisindeki taşkınların yol açtığı zararlar çok yüksek oranda artmıştır. Bu, iklimsel değişimler yanında, yerleşim planlarının düzgün yapılmamasından ortaya çıkmaktadır. Sahil ve taşkın alanlarında, yerleşimin artması zararın ve can kayıplarının artmasına neden olmuştur.
Buna rağmen taşkınlar yeni bir problem değildir. Vadiler yüzyıllardan beri oluşmuş ve sedimanlar tarafından doldurulmuştur. İnsanoğlu nehirlerin akış mecrasını değiştirdikçe nehirler, akacak doğal bir yol aramaktadırlar. Tarihsel jeolojik kayıtlar bugünkü taşkın riskini açıklar ve tahmin etmemizi sağlar. Bu tahminler, daha iyi şehir ve yapılaşma planlamasında kullanılabilir.
Deprem
Ülkemiz jeolojik yapısı sebebiyle büyük depremler üretebilecek faylara sahiptir. Bu nedenden dolayı fay ve fay hareketleri yerbilimcilerin ilgi odağı olmuştur. Yerbilimciler tarafından iyi bilinen faylar özellikle 1999 yılında ülkemizde meydana gelen 2 büyük depremle toplum tarafından da sorgulanır ve öğrenilir bir hale gelmiştir. Dairemiz deprem potansiyeli olan diri fayların sismolojik ve paleosismolojik özelliklerini incelemektedir. Günümüzde de aktiviteleri izlenen bu fayların geçmişinin incelenmesi ve karakterlerinin ortaya çıkarılması paleosismoloji çalışmalarının ana konusunu oluşturmaktadır.
Bunun yanında diri fay ve depremsellik etütleri kapsamında deprem potansiyeli taşıyan diri faylarının haritalanması, paleosismolojisi, deprem tehlike analizleri ile bölgenin neotektonik amaçlı haritalamaları da yapılmaktadır.
Depremler konusunda daha geniş bilgi için tıklayınız ...
 
Heyelan
Ülkemizde heyelanlardan kaynaklanan afetler, depremlerden sonra ikinci sırada yer alır. Ancak, afete kaynak olan heyelanların dağılımlarının ulusal ölçekte gösterildiği envanter haritaları bulunmamaktadır. Bu eksikliği gidermek, kütle hareketleri kaynaklı doğal afetlerin önlenebilmesi çalışmalarında kullanılmak üzere kütle hareketlerinin alansal dağılımlarını, tiplerini ve aktivitelerini ortaya koyan envanter haritalarını üretmek amacıyla Kurumumuz tarafından 1998 yılından günümüze çalışmalar yapılmaktadır.
 
Planlamada Yerbilim Verileri
Türkiye içinde bulunduğu coğrafya’nın jeolojik özellikleri nedeniyle, deprem, kütle hareketleri, taşkın gibi doğal afet süreçleri sıkça yaşanan ülkelerden biridir. Özellikle deprem ve heyelanlardan kaynaklanan afetler ülke ekonomisine ciddi şekilde etkileyecek boyutlardadır. Can ve mal kaybı ile sonuçlanan bu afetler jeolojik özelliklerle yakından ilişkilidir. Doğal olayların afete dönüşmesinin temel nedeni planlamaların başlangıç aşamasında yerbilim verilerinin göz ardı edilmesi gelir. Bölgesel arazi kullanım planlamalarında gerekli yerbilim verilerinin kullanıcılara sunulmak üzere hazırlanması gerekmektedir. Bu nedenle, jeolojik araştırma kurumu olan Genel Müdürlüğümüzde temel araştırmalar kapsamında bölgesel planlamalara temel olacak yerbilim verileri üretilmektedir.
Yerbilimlerinin değişik disiplinleri ile doğal afet süreçleri konularında yapılan bu araştırmalar sonucu tematik olarak üretilen haritalar bölgesel planlamalarda temel veri sağlayacak özelliktedir.
Birçok il ve ilçede arazi kullanım kapasitesi belirleme yönünde gerekli temel yerbilim verilerinin ortaya konulması amacıyla araştırmalar yapılmış ve bunlara ilişkin raporlar düzenlenmiştir. Bu projelerde yerleşim alanları çevresindeki alternatif gelişme alanlarının jeolojik, hidrojeolojik ve jeomorfolojik özellikleri tanımlanmakta, doğal afet tehlike alanları belirlenerek yapılacak olan planlamalar için temel yerbilim verileri ortaya çıkarılmaktadır.
|