| MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Rapor No: 10585
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
JEOLOJİ
ETÜTLERİ DAİRESİ | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| İÇİNDEKİLER | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1. GİRİŞ | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1
Mayıs 2003 günü saat 03.27'de Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bingöl ilinde
Mw: 6.4 (USGS) büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir (Şekil
1). Dış merkez üstü Bingöl şehrinin yaklaşık 15 km kuzeyine rastlayan orta
büyüklükteki bu deprem Güney Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz yöresi de dahil olmak
üzere geniş bir alanda hissedilmiştir. Depremde, büyük bir kısmı Bingöl kent merkezinde
olmak üzere 176 yurttaşımız hayatını kaybetmiş, 500'den fazla kişi yaralanmıştır.
Depremde, Bingöl kent merkezinde bazı binalar tamamen yıkılmış, çok sayıda binada
ise orta ve ağır hasar gelişmiştir. Hasar dağılımına ilişkin henüz resmi açıklamalar
bulunmamasına karşın Bingöl kent merkezi dışındaki hasarın Bingöl ile Sancak beldesi
arasındaki köylerde yoğunlaştığı gözlenmiştir. Genel Müdürlüğümüzce görevlendirilen yedi kişilik araştırma ekibi depremin ilk günü bölgeye hareket etmiş ve depreme kaynaklık eden fayın belirlenerek, özelliklerinin ortaya konulması ve jeolojik yapının hasar dağılımına etkisinin araştırılması amacıyla bu çalışma gerçekleştirilmiştir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 2. BÖLGESEL AKTİF TEKTONİK ÖZELLİKLER VE DEPREM AKTİVİTESİ | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1 Mayıs 2003 Bingöl depremi ülkemizde aktif fayların en yoğun olduğu alanlardan biri olan Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeni içerisinde meydana gelmiştir. Deprem, Türkiye'nin aktif tektonik çatısında önemli iki büyük yapısal unsur olan Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ve Doğu Anadolu Fayı (DAF)'nın birleştiği Karlıova batısında yer alan Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeninde gerçekleşmiştir (Şekil 2). Bu iki transform fay arasındaki Anadolu levhacığının doğu ucunu oluşturan Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeni içerisindeki aktif faylar MTA Genel Müdürlüğü'nce yayınlanmış olan Türkiye Diri Fay Haritası(Şaroğlu ve diğerleri, (1992)'nda gösterilmiş bulunmaktadır (Şekil 1,2). Bu üçgen yapısal olarak doğuda Karlıova üçlü birleşmesi, kuzeyde KAF boyunca yer alan Erzincan çek-ayır baseni, güneyde ise DAF'nın Palu-Bingöl arasındaki sıkışmalı sıçrama bölgesinde gelişmiş Gökdere yükselimiyle sınırlıdır. Anadoluyu D-B yönünde 1600 km uzunluğuyla boydan boya kateden KAF'nın Erzincan havzası ile Kargapazarı arasında kalan kesimi yaklaşık 120 km uzunluğundadır. Adı geçen üçgeni sınırlandıran bu kesiminde KAF, Kargapazarı ve Yedisu olmak üzere başlıca iki büyük geometrik segmentten oluşur. Karlıova- Antakya arasında yaklaşık 580 km uzunluğunda olan DAF'nın Bingöl-Karlıova arasındaki kesimi ise yaklaşık 65 km uzunluğundadır. KAF ve DAF transform fayları tarafından sınırlandırılan Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeni içerisinde bu iki ana faya çapraz (conjugate) gelişmiş çok sayıda aktif fay haritalanmış bulunmaktadır (Şekil 2). Bunlardan, KAF'dan GB'ya doğru ayrılan kollar şeklinde gelişmiş olanlar sol yönlü doğrultu atımlı olup, DAF'na paralel uzanırlar. Mevcut bilgilere göre Munzur dağları güneyindeki Ovacık Fayı, Pülümür Fayı, Sancak-Uzunpınar Fay Zonu bu üçgen içerisinde sol yönlü olan en belirgin aktif faylardır. KB-GD doğrultulu ve sağ yönlü Bingöl-Karakoçan fay zonu ise DAF'na çapraz uzanır. Üçgenin doğusuna rastlayan ve aynı zamanda Anadolu levhacığının da en doğu ucunu oluşturan Karlıova havzası batısında ise KAF ve DAF arasında, bu iki fayı birbirine bağlayan ve batıya içbükey, doğu blokları aşağıda izlenen normal bileşenli faylar yer alır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Yukarıda belirtilen aktif faylar nedeniyle Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeni Türkiye'de yıkıcı deprem aktivitesinin en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Gerek tarihsel, gerekse son yüzyıldaki aletsel kayıtlar bu faylar boyunca çok sayıda yıkıcı depremin geliştiğini gösterir (Şekil 3). Son yüzyılda KAF'nın Erzincan-Varto arasında kalan kesiminde can kaybı ile sonuçlanan, yıkıcı özellikteki 17 Ağustos 1949 Elmalıdere (Ms:6.9), 19 Ağustos 1966 Varto (Ms: 6.8), 26 Temmuz 1967 Pülümür-Kiğı (Ms:6.0) depremleri meydana gelmiştir (Ambraseys, 1988). KAF boyunca, bölgede meydana gelen en son yıkıcı deprem ise 13 Mart 1992 tarihindeki Ms: 6.8 büyüklüğündeki Erzincan depremidir. DAF'nın Bingöl-Karlıova arasında kalan kesiminde ise 22 Mayıs 1971 Bingöl depremi (Ms: 6.8) meydana gelmiştir. Bu iki ana fay arasında kalan Bingöl-Karlıova- Erzincan üçgeni içerisindeki aktif faylar boyunca son yüzyılda can ve mal kaybına da neden olan orta büyüklükteki depremlerin meydana geldiği bilinmektedir (Şekil 3). Bunlar, 7 Temmuz 1957 Kiğı (Ms: 5.1), 24 Nisan 1968 Çan (Kiğı) (Ms: 5.1), 5 Aralık 1995 Kiğı (Ms:5.7) ve 3 Şubat 2003 Pülümür (Mw: 6.1) depremleridir. Aletsel veriler ve bu araştırmada toplanan saha bulguları 1 Mayıs 2003 Bingöl depreminin de DAF ve KAF arasındaki bu üçgen içerisinde gelişen orta büyüklükte bir deprem olduğunu göstermektedir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 3. 1 MAYIS 2003 BİNGÖL DEPREMİ | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 3.1- SİSMOLOJİK VERİLER | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1
Mayıs 2003 Bingöl depremi yerel saatle 03.27 de meydana gelmiştir. Önerilen ana
şok dış merkez lokasyonları depremin Bingöl kentinin yaklaşık 15 km kuzey-kuzeybatısında
gerçekleştiğini göstermektedir (Şekil 2). Çeşitli kuruluşlarca
verilen deprem parametreleri Çizelge 1'de gösterilmiştir. Depremin moment büyüklüğü
USGS tarafından Mw: 6.4 olarak tanımlanmıştır. Derinliği için ise 6 ila 15 km
arasında değerler önerilmiştir (Çizelge 1). Yapılan fay düzlemi çözümleri depremin
doğrultu atımlı faylanma sonucu oluştuğunu göstermektedir (Şekil 2). Ana şoku çok sayıda artçı şok izlemiştir (Şekil 4). Artçı depremler Türkiye Diri Fay Haritası'nda (MTA, 1992) gösterilmiş olan Sancak-Uzunpınar fay zonu ile Bingöl-Karakoçan fay zonları arasında yoğun bir kümelenme göstermektedir (Şekil 2,4). Artçı şokların dağılımı ana şok dış merkez lokasyonu çevresindeki bir alanda yoğun bir kümelenme gösterir. Ana şok dış merkezinden uzaklaşıldıkça seyrek saçılmış olan artçı şoklarda, bölgedeki aktif fayların doğrultularına uyumlu bir yönlenme izlenmektedir. 1971 Bingöl depremi (Ms:6.8) yüzey kırığının gelişmiş olduğu DAF'nın Göynük vadisi bölümünde (Seymen ve Aydın, 1971; Arpat ve Şaroğlu, 1972), Bingöl ovasındaki birkaç depremin dışında artçı deprem gelişmemiş olması dikkat çekicidir. Buna karşın, DAF'nın Hazar Gölü-Palu ile Bingöl-Karlıova ve Genç segmentleri arasındaki sıkışmalı sıçrama bölgesinde yer alan Gökdere yükseliminde izlenen depremler, olasılıkla burada yer alan bindirmeye bağlı olarak gelişmiştir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Çizelge 1. 1 Mayıs 2003 Bingöl Depreminin sismolojik parametreleri. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 3.2- AKTİF FAYLAR VE DEPREMİN KAYNAĞI | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Saha çalışmaları esnasında öncelikle DAF zonu incelenmiş ve bu fay boyunca yüzey kırılmasına yorumlanabilecek bulgulara rastlanmamıştır. Ana şok lokasyonu ve artçı depremlerin kümelenmesi depremin Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeninin doğu kesiminde, DAF zonu dışında kalan ve KD-GB ve KB-GD doğrultularında biribirine çapraz (conjugate) uzanan çok sayıda aktif fayın yer aldığı bölgede geliştiğine yorumlanmıştır. Bu çapraz fay sistemi içerisinde KD-GB doğrultulu olanlar DAF, KB-GD doğrultulu olanlar ise KAF'na paraleldir. Bu fayların çoğunluğu Türkiye Diri Fay Haritası'nda gösterilmiş bulunmaktadır. Araştırma esnasında yapılan hava fotoğrafı incelemesi ve saha gözlemlerinde, bunlara ek olarak belirlenen fayları da içeren, depremin ana şok merkez üstü çevresindeki aktif fayların uzanımları Şekil 5'te gösterilmiştir. Artçı depremler genelde Bingöl-Adaklı-Sancak-Karakoçan arasında yoğunlaşmıştır. Bu bölgede birbirine çapraz uzanan ve uzunlukları birkaç km ile 40 km arasında değişen çok sayıda aktif fay bulunmaktadır. Bu faylar KD-GB ve KB-GD doğrultusunda belirli zonlarda yoğunlaşma gösterirler ve çoğunlukla da konjugeyti olan faylara yaklaştıklarında sonlanırlar. Bu çapraz fay sistemi içerisinde Sancak-Göynük Çayı vadisi ile Uzunpazar arasında KD-GB uzanımlı faylar daha uzun olup morfolojide de KB-GD uzanımlı olanlara göre daha belirgindir. Bingöl-Sancak-Karakoçan arasında ise KB-GD doğrultulu faylar uzun olup morfolojide daha baskındırlar. Bu faylar boyunca depremde gelişmiş olabilecek yüzey kırılmasına rastlanılmamıştır. Ancak, depreme neden olan faylanmanın anlaşılması açısından yapılabilecek olan sismolojik çalışmalara ışık tutabileceği düşüncesiyle aşağıda depremin merkez üstü bölgesindeki fayların özelliklerine ilişkin özet bilgi verilmiş ve depremin kaynağı tartışılmıştır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Sol Yönlü Doğrultu Atımlı Aktif Faylar: Bölgede KD-GB doğrultusunda uzanan en önemli aktif fay Sancak-Uzunpınar (Uzunpazar) fay zonudur. Sancak beldesi batısındaki Sögütgölü köyü ile Adaklı beldesi doğusundaki Uzunpazar mahallesi arasında uzanan sol yönlü doğrultu atımlı bu fay zonu yaklaşık 40 km uzunluğunda olup K50°D genel doğrultuludur (Şekil 5). Kuzeydoğu ucunda çizgisellik şekline dönüşen fay KAF'nın sıkışmalı bir sıçrama büklümü niteliğindeki Elmalı Çayı bendine bağlanır. Güney ucuna rastlayan Sancak beldesi yöresinde ise batıya doğru açılan iki kola ayrılır. Bu araştırma esnasında saha denetlemesi yapılan güneyindeki 20 km'lik bölümünde Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı volkanit ve volkano-sedimanterleri kesen fayın Holosen aktivitesini gösteren jeomorfolojik unsurlar çok belirgindir (Foto 1). Ötelenmiş dereler, ötelenmiş ve uzamış sırtlar ve fay gölleri bunların başlıcalarıdır (Foto 2). Sancak kuzeyindeki Yeşilova köyü yöresindeki bazı genç vadilerde fay boyunca 50-60 metrelik sol yönlü ötelenmeler izlenebilmektedir. Fayın bazı kesimlerinde ise eski depremlere ilişkin yüzey kırılması belirtisi olabilecek fay sarplıkları seçilebilmektedir (Foto 3,4). KD-GB uzanımlı ve sol yönlü doğrultu atımlı diğer bir aktif fay ise Kilise dere fayıdır (Şekil 5). Sancak beldesi doğusunda Oğuldere ile Çamlıca köyleri yolunun Kilise dere bölümüne rastlayan yarmasında volkanitler içerisinde fayın ezilme zonu çok belirgindir (Foto 6,7). Bu fay boyunca artçı deprem dizilimi dikkati çeker. Bingöl kentinin 8 km batısından geçen Çevrimpınar fayı da sol yönlü doğrultu atımlıdır (Foto 7). Dikme ve Çiçekdere köyleri arasında K40°D doğrultusunda uzanan bu fay yaklaşık 20 km uzunluğundadır. Bayram çayı kuzeyinde kalan kesiminde belirgin olarak izlenen fay güney ucunda morfolojik eğim kırıklığı oluşturan bir çizgisellik şeklinde izlenmiştir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Sağ Yönlü Doğrultu Atımlı Aktif Faylar: Bölgedeki çapraz fay sistemi içerisinde KB-GD uzanımlı olanlar sağ yönlü doğrultu atımlıdır. Depremin dış merkez üstü bölgesinde bu doğrultuda iki fay zonu bulunmaktadır (Şekil 5). Bunlardan Bingöl-Karakoçan fay zonu yaklaşık 40 km uzunluğundadır (Şaroğlu ve diğerleri, 1987). Bu fay zonu iki alt segmentten oluşur. Karakoçan kuzeyindeki batı segmenti K70°B doğrultulu olup 20 km uzunluğundadır. Batıdaki devamlılığı ayrıntılı incelenmemiş olan bu segment tek bir faydan oluşur ve sağ yönlü doğrultu atım morfolojisi belirgindir. Bingöl kenti içerisinden geçen doğu segmeti ise K50°B doğrultulu olup 12 km uzunluğundadır. Bu kesiminde fay birbirine paralel iki çizgisellik şeklinde izlenir (Şaroğlu ve diğerleri, 1987). Bingöl-Karakoçan fay zonunun bu iki segmenti arasında yaklaşık 6 km'lik bir boşluk mevcuttur ve bu alandan KD-GB doğrultulu Çevrimpınar fayı geçmektedir (Şekil 5). Bingöl-Karakoçan fay zonuna paralel olarak uzanan Sudüğünü fay zonu ise yaklaşık 20 km uzunluğundadır. K60°B genel doğrultusunda uzanan bu fay zonu 5 km genişlikte, birbirine paralel ve uzunlukları 4-10 km arasında değişen, sağ yönlü doğrultu atımlı beş alt faydan oluşur. Bunlardan Sudüğünü ile Göltepe köyleri arasında uzanan üç fay morfolojide çok belirgindir. Zon içerisinde en uzun olan fay batı ucunda çizgiselliğe dönüşerek Sancak-Uzunpınar fayının güney ucunda son bulmaktadır. Depremin Kaynağı: Yukarıda tanımlanan faylar boyunca ayrıntılı inceleme yapılmış ancak deprem sırasında yüzey faylanmasına yorumlanabilecek deformasyonlar gelişmediği gözlemlenmiştir. Bu nedenle saha gözlemlerine dayanılarak 1 Mayıs 2003 Bingöl depreminin bölgede yukarıda belirtilen hangi faydan kaynaklandığı konusunda yorum yapılamamaktadır. Fay düzlemi çözümleri depremin doğrultu atımlı faylanmayla oluştuğunu göstermektedir (Şekil 2). Bununla birlikte Harvard ve Kandilli Rasathanesinin fay düzlemi çözümleri, kırılmanın 22-28°'lik normal faylanma bileşeni olabileceğine işaret etmektedir. Bu çözümlerden elde edilmiş olan 1. ve 2. düzlem doğrultuları Şekil 5'te verilen aktif fay haritasındaki KD-GB ve KB-GD uzanımlı çapraz fayların uzanımına uygundur. Aletsel hata payları gözardı edilirse, çeşitli kuruluşlarca önerilen ana şok lokasyonları ve artçı şokların yoğun kümelenmesi sol yönlü doğrultu atımlı Kilise dere ve Çevrimpınar fayları ile sağ yönlü doğrultu atımlı Sudüğünü fay zonunun oluşturduğu üçlü kesişme yöresinde odaklanmaktadır (Şekil 6). Kandilli, USGS ve ETHZ'nin fay düzlemi çözümlerinde verilen 1. düzlem doğrultuları, uzunluğu 15 km olan Kilise dere fayı ve 20 km olan Çevrimpınar fayının haritalanmış doğrultusu ile uyumludur. Harvard'ın 1., Kandilli, USGS ve ETHZ'nin 2. düzlem doğrultuları ise batı ucundaki çizgiselliği de dahil edildiğinde toplam uzunluğu 20 km'ye ulaşan Sudüğünü fay zonuna uyumluluk gösterir (Şekil 2,6). Ana şoka ilişkin fay düzlemi çözümlerindeki iki olasılıkta; KB doğrultulu düzlem esas alındığında depremin sağ yönlü bir faylanma sonucu geliştiği ve bununda olasılıkla Sudüğünü fayından, KD doğrultulu düzlem esas alındığında ise faylanmanın sol yönlü Kilise dere veya Çevrimpınar fayından kaynaklanmış olduğu tartışılabilir. Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgenini sınırlandıran KAF ve DAF'nın belirli segmentlerinde son yüzyılda meydana gelen depremlerle deformasyon enerjisi boşalımı gerçekleşmiştir. DAF'nın Karlıova ve Göynük çayı segmentlerinde sırasıyla 1866 ve 1971 depremleri oluşmuştur. Bu fayın Bingöl güneyindeki kesimi olan Genç fayında ise son 100-150 yıldır yüzey yırtılması ile sonuçlanmış büyük deprem bilinmemektedir. Kuzey Anadolu fayında ise son yüzyılda Yedisu doğusundaki Elmalı bendinde 1949 (Ms 6.9), Kargapazarı segmentinde ise 1966 (Ms:6.9) Varto depremleri meydana gelmiştir. 1992 Erzincan depremi ise bu fayın Yedisu segmenti batısına rastlayan Erzincan havzası doğusunda gerçekleşmiştir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Bu seri depremlerin arasında kalan Yedisu segmentinde ise en son büyük deprem
1784 te meydana gelmiştir. Kuzey Anadolu fayında MTA - Japon Jeolojik Araştırma
Kurumu (GSJ) ortaklığında yapılan paleosismoloji çalışmaları, fay boyunca aynı
segment üzerinde yüzey yırtılmasıyla sonuçlanan büyük depremlerin ortalama 250-400
yılda bir tekrarlandığına yorumlanabilmektedir. Dolayısıyla KAF üzerinde 65 km
uzunluğundaki Yedisu segmenti boyunca bir sismik boşluktan bahsedilebilmektedir
(Barka ve diğerleri, 1988). Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeninin içerisinde ise son yüzyılda orta büyüklükte depremler gelişmiştir. 3 Şubat 2003 Pülümür depremi (Mw: 6.1) bunların en sonuncusudur. 1 Mayıs 2003 depremi, söz konusu bu üçgenin 1971 Bingöl depremi ile Pülümür depremi arasında kalan çapraz fay sistemi içerisinde gelişmiştir. Depremin meydana gelmesinde bu iki depremden kaynaklanmış tetiklenme olup olmadığı konusunda veri yoktur. Ancak, bu üçgen içerisindeki tektonik deformasyon yoğunluğu dikkate alındığında özellikle birbirinin çaprazı (conjugate) niteliğinde olan bu fay sistemlerinde meydana gelen büyük bir depremin eşlenik çapraz fayları etkileyerek tetiklemesi ve yeni depremlere yol açması kinematik açıdan olağandır. Herhangi bir deprem sonrasında, kaynak faydaki deformasyon enerjisinin boşaldığı dolayısıyla belirli bir süre aynı fay üzerinde büyük depremlerin meydana gelmeyeceği kabul edilir. Ancak, yukarıda belirtilen fay paterni ve bölgesel anlamda gerçekleşen son depremlerle Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeni içerisinde, üzerinde deprem meydana gelmemiş olan aktif fayların, uzunluklarıyla orantılı büyüklükte yeni depremler üretmesi beklenmektedir. Bu yaklaşım doğrultusunda üçgen içerisinde eldeki bilgilere göre bilinen, KAF'nın Yedisu segmenti, DAF'nın Genç segmenti, Ovacık fayı, Sancak-Uzunpınar ve Bingöl-Karlıova fay zonları Bölgede olası yeni deprem kaynakları olarak değerlendirilebilir. Uzunlukları nedeniyle bu faylardan kaynaklanabilecek deprem büyüklükleri 6'dan büyük olabilecektir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 3.3- DEPREMDE GELİŞMİŞ KÜTLE HAREKETLERİ VE ZEMİN DEFORMASYONLARI | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1
Mayıs 2003 Bingöl depreminde yaygın olarak kaya düşmesi, moloz akması, kayma ve
eski heyelanlarda tetiklenme ile bazı alanlarda yanal yayılma türünden kütle hareketleri
gelişmiştir. Ayrıca, bazı yapay dolgu zeminlerde gerilme çatlaklarının geliştiği
gözlenmiştir. Araştırmada depremde gelişmiş olan kütle hareketleri ve zemin deformasyonlarına
ilişkin tüm afet bölgesini kapsayan özel bir çalışma yapılmamış, bu konuda deprem
fayını araştırma esnasındaki çalışmalarda elde edinilen bilgilerle yetinilmiştir.
Depremde sayısal olarak en fazla gelişen kütle hareketinin kaya düşmesi ve moloz akmaları olduğu gözlenmiştir. Kaya düşmeleri özellikle andezit ve bazalt gibi lavların yüzeylediği ve kornişler oluşturduğu yamaç zonlarında yaygın olarak gelişmiştir. Bazı alanlarda yuvarlanan kaya bloklarının çapları 2 metreyi bulmaktadır (Foto 9). İnceleme yapılan alanlar içerisinde kaya düşmeleri yaygın olarak Oğuldere köyü yöresinde Kilise dere, Bingöl batısında Bayram çayı vadisi yamaçları, Göynük çayı vadisinin bazı kesimleri ile bu akarsuya batıdan birleşen yan kol vadileri ve Bingöl kenti kuzeyindeki Gölyaka köyü yöresindeki dik eğimli yamaçlarda gözlenmiştir. Kaya düşmelerinin gelişmiş olduğu yamaç eteklerinde eski depremlerde gelişmiş blok ve taş dizilimleri bölgede meydana gelmiş eski depremlerin paleosismolojik kanıtları olarak değerlendirilebilir. Kuru moloz akmalarına ise daha çok Göynük Çayı vadisinin dik yamaçları ile Sancak beldesi yöresindeki yol yarmalarında rastlanmıştır (Foto 10,11). Deprem esnasında bölgede irili ufaklı çok sayıda küçük çaplı heyelan gelişmiş, büyük çaplı bazı eski heyelanlarda ise tetiklenmeler izlenmiştir. İnceleme bölgesinde küçük çaplı heyelanlar yaygın olarak, depremin ana şokunun yer aldığı Sancak yöresinde, volkanik tüf ve kırıntılı kaya birimlerinin yüzeylediği dik yamaç zonları ve yol yarmaları ile içerisinden Bingöl-Karlıova karayolunun geçtiği Göynük Çayı vadisinde izlenmiştir. Bu vadi boyunca, özellikle vadi tabanına yakın dik eğimli yamaçlarda çok sayıda heyelan geliştiği görülmüştür. Bu karayolunun, Çobantaşı köyü, Soğuksu Mahallesi kesiminde iki alanda depremde gelişmiş heyelandan etkilendiği gözlenmiştir (Foto 12,13). Bingöl kenti kuzeyinde İçpınar, Göltepesi, Çukurca, Çiçekdere köylerinin yerleşmiş olduğu dağ eteği boyunca gözlenen büyük boyutlu eski heyelan kütlelerinde depremin tetiklemesi sonucu gelişmiş çok sayıda gerilme çatlaklarına rastlanmıştır (Foto 14). Sancak beldesi, Oğuldere köyü, Hano çayırı mevkiinde sıvılaşma sonucu gelişmiş yanal yayılma malzemesi suyun etkisiyle yaklaşık 700-800 metre uzunluğunda bir çamur akmasının gelişmesine neden olmuştur (Foto 15,16). Buradaki yanal yayılma kaolinize olmuş beyaz renkli riyolitik tüfler ile bunun üzerinde yer alan ve 3°-10° arasında topografik yüzey eğimi olan kum ve siltten oluşan alüvyon dokanağında gelişmiştir. Göynük Çayı vadisinin Ilıcalar beldesi ile güneyindeki Beyaztoprak mahallesi arasında kalan kesiminde, vadinin doğu yamacında yer alan sulama kanalı boyunca uzanan dolgu yolun yaklaşık 3 km uzunluğundaki kesiminde deprem nedeniyle gerilme çatlakları şeklinde gelişmiş yüzey deformasyonu izlenmiştir. 1971 Bingöl depremi yüzey kırığının gelişmiş olduğu DAF zonunda, aralıklı olarak izlenen bu çatlakların bazı kesimlerde 100 metreye varan uzunluklarda süreklilik sunduğu gözlenmiştir (Foto 17,18). Depremde sıvılaşma gelişmiş olma olasılığı bulunan Bingöl ovasındaki Bayram ve Göynük çayları taşkın ovasında arazi koşullarının uygun olmaması nedeniyle gözlem yapılamamıştır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| - HASAR DAĞILIMINDA JEOLOJİK YAPININ ETKİSİ | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 1
Mayıs 2003 Bingöl depreminde meydana gelen hasarlar, yapı türü farklılığı nedeniyle
Bingöl kent merkezi ve kırsal alan olmak üzere iki kategoride incelenebilir. Araştırma
esnasında edinilen ancak resmi olmayan bilgilere göre Bingöl kentinde 8 bina tamamen
yıkılmış, çok sayıda bina ise ağır ve orta hasar görmüştür (Foto 19,20,
21). Kentin eski bölümleri Bingöl ve Bayram çaylarının
Bingöl ovasına açıldıkları alanlarda gelişmiş Pleyistosen yaşlı alüvyon yelpazesi
çökelleri üzerinde, doğuya doğru olan yeni yapılaşma alanları ise akarsu taraçası
çökelleri üzerine kurulmuştur. Kentin kurulu olduğu yelpazelerin yüzeyleri akarsular
tarafından yarılmıştır. Yelpaze çökelleri iri çakıl, çakıl ve siltten oluşur.
Ovaya yakın kesimlerdeki akarsu taraçaları ise kanal malzemesi olan tutturulmamış
çakıl, kum ve siltten oluşur. Kent yerleşmesinin bulunduğu alandaki kaya türlerinin
mühendislik özelliklerine ilişkin araştırmalar bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
Dolayısıyla, kentte meydana gelen hasarda zemin özelliklerinin etkisine ilişkin
bir değerlendirme yapılamamaktadır. Ancak genel bir yaklaşım çerçevesinde, kent
yerleşimi bütününde kaya türü özelliklerinin doğudan batıya yani, ova yönüne doğru
gidildiğinde göreli olarak çakıl boyutundan daha ince taneli sedimentlere doğru
genel bir değişim gösterdiğinden bahsedilebilir. Yeraltı suyu seviyesinin de ova
kesiminde yüzeye daha yakın olduğu tahmin edilmektedir. Bingöl İl Bayındırlık
ve İskan Müdürlüğü'nde kurulu olan Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün ivme ölçer
kayıtlarında yer ivmesi değerleri kuzey-güney doğrultusunda 545.5 mili g, doğu-batı
doğrultusunda 276.8 mili g ve düşey doğrultuda da 472.3 mili g olarak ölçülmüştür
(http/www.deprem.gov.tr). Zemin özelliklerinin depremde ölçülen yer ivmesi üzerinde
büyütme etkisinin olup olmadığı yapılacak olan ayrıntılı incelemelerle ortaya
konabilecektir. Tamamen yıkılmış binalar dışında kent içerisinde orta ve ağır hasarlı binaların dağılımı konusunda bilgi edinilememiştir. Dolayısıyla, hasar dağılımında kaya türü değişimlerinin etkisi olup olmadığı konusunda eldeki verilerle yorum yapılamamaktadır. Depremde en fazla can kaybının meydana geldiği Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu ise Göynük Çayı'nın sekisi üzerinde inşaa edilmiştir. Okulun bulunduğu bina, bu sekiyi oluşturan taşkın ovası çökellerinden oluşan bir zemin üzerinde bulunmaktadır. Bu eğitim kompleksinde yıkılan Pansiyon binası ve giriş katı üzerine çökmüş olan okul binası betonundaki agrega malzemesi içerisinde çapları bazen 15-20 cm'ye ulaşan, yuvarlak akarsu çakıllarının varlığı gözlenmiştir. Konunun uzmanı olunmamasına rağmen bu eğitim kompleksindeki hasarın zeminden çok yapı kusurundan kaynaklandığı söylenebilmektedir (Foto 22, 23,24). Kırsal kesimdeki köylerde daha çok toprak çamuru ile yapılmış taş yığma binalarda hasar oluştuğu gözlenmiştir (Foto 25,26,27). Kırsal kesimdeki hasarlarda dikkati çeken diğer bir özellik de, tıpkı Bingöl kentinde olduğu gibi okul binalarının çoğunluğunun yıkılmış yada ağır hasarlı olmasıdır (Foto 28). Heyelan kütleleri üzerinde bulunanlar hariç kırsal kesimde en fazla yapı hasarının depremin merkez üstü olan Bingöl-Sancak arasındaki köylerde meydana geldiği görülmüştür. Göynük vadisi, Bingöl kuzeyindeki dağ eteğinde bulunan İçpınar, Göltepe ve Çiçekdere köylerindeki hasarda heyelan tetiklenmelerinin önemli rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Depremde gelişmiş veya tetiklenmiş olan heyelanlar Göynük vadisinden geçen Bingöl-Karlıova yolunun Çobantaşı kesiminde bazı deformasyonlar ve göçmelere yol açmıştır. Ayrıca Yolçatı-Sancak yolunun yaklaşık 7. km si ile Ortaçanak köyü yöresindeki köy yollarının bazı kesimlerinin depremde gelişmiş olan küçük çaplı heyelan ve moloz akmalarından etkilendiği görülmüştür. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 4. SONUÇ VE ÖNERİLER | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Bingöl
ilinin de yer aldığı Bingöl-Karlıova-Erzincan üçgeni aktif tektonik konumu nedeniyle
ülkede depremlerin çok sık meydana geldiği bir bölgedir. Son yüzyılda bu üçgeni
sınırlandıran KAF ve DAF boyunca ve üçgen içerisindeki faylarda çok sayıda yıkıcı
deprem meydana gelmiştir. Kaba bir genellemeyle DAF ve KAF boyunca gelişen depremlerin,
üçgenin içerisindeki faylardan kaynaklanan depremlerden daha büyük magnitüdte
olduğu yorumlanabilir. Üçgen içerisindeki faylar boyunca orta büyüklükte depremlerin
geliştiği dikkati çekmektedir. 1 Mayıs 2003 Bingöl depremi de (Mw: 6.4) üçgen
içerisinde gerçekleşen orta büyüklükte bir depremdir. Bu son deprem Bingöl batısında,
birbirine çapraz uzanan sağ ve sol yönlü doğrultu atımlı fayların yoğun olduğu
Bingöl-Sancak arasındaki bir bölgeden kaynaklanmıştır. Ana şokun yer aldığı ve
artçı kümelenmesinin yoğunlaştığı bu bölgede sol yönlü Kilise dere, Çevrimpınar
fayları ile sağ yönlü doğrultu atımlı Sudüğünü fay zonu yer alır. Depremin ana
şokuna ilişkin fay düzlemi çözümleri faylanmanın doğrultu atımlı olduğunu göstermektedir.
Yüzey kırığı oluşmamış olması nedeniyle depremin ana şok lokasyonu yakın çevresinde
yer alan faylardan hangisi üzerinde gerçekleştiği ve kırılmanın niteliği konusunda
yorum yapılamamaktadır. Doğal yapısı nedeniyle deprem sonrasında Bingöl kentinin yeniden yapılandırılmasına yönelik planlama ve uygulama çalışmalarında bazı jeolojik problemlerle karşılaşılması olağandır. Kent ve alternatif yerleşme veya kentsel gelişme alanları genelde Kuvaterner yaşlı gevşek alüvyon düzlükleri ile çevredeki yamaç zonlarında bulunmaktadır. Alüvyon düzlükleri genelde gevşek zemin özelliğindedir. Hava fotoğraflarında yapılan ön değerlendirmeler, Bayram ve Göynük Çayları boyunca geniş bir taşkın yatağı bulunduğunu göstermektedir. Çevredeki dağ eteklerinin bazı kısımları ise heyelanlar nedeniyle duraysızlık problemi içermektedir. Tüm bu özellikleri nedeniyle Bingöl kentinin deprem sonrasında yeniden yapılandırılması sürecinde, yer seçimi ve kentsel gelişme alanlarının planlaması çalışmalarına esas olmak üzere öncelikle kent yakın çevresinin "Temel Yerbilim Haritaları" ile "Doğal Afet Tehlike Haritaları"nın hazırlanması ve yer seçiminin bu verilere dayandırılması, belirlenebilecek alternatif alanlarda ise yapılacak olan ayrıntılı zemin etüdü çalışmaları esas alınarak İmar Uygulama Planlarının üretilmesi gereklidir. Deprem tehlikesi yüksek olan tüm çağdaş ülkelerde uyulan bu yöntemin uygulanması ile deprem tehlikesi her zaman gündemde olan Bingöl kentinin gelecekteki depremleri daha az can ve mal kaybı ile atlatması mümkün olabilecektir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 5. YARARLANILAN KAYNAKLAR | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Ambraseys, N.N, 1988, Engineering
seismology. Earthquake Engineering and Structural Dynamics, 17, 1-105. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| FOTOĞRAFLAR | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||