|
Sultandağı depremi Türkiye'nin
neotektonik çatısında önemli yeri olan ve literatürde Anadolu'nun batıya
kaçışında bir tampon görevini yerine getiren yapısal bir eşik olarak tanımlanan
Isparta dirseğinin kuzey ucunda meydana gelmiştir. Bu dirsek kuzey ve
kuzeydoğusundan Sultandağı Fayı tarafından sınırlandırılmaktadır. Sultandağı
Fayı MTA tarafından 1992 yılında yayımlanmış Türkiye Diri Fay Haritası'nda
ters fay niteliğinde bir aktif fay olarak tanımlanmıştır. Bu fayla ilişkili
olarak biçimlenmiş Afyon-Akşehir havzası, Ege Açılma Tektonik rejimine
bağlı olarak gelişmiş graben yapılarının en doğu kesimini oluşturmaktadır
(Koçyiğit ve diğ., 2000). Sultandağları yükselimi ile kuzey ve doğusundaki
graben havzaları arasında yer alan fayın Türkiye Diri Fay haritasında
gösterilmiş olan bölümü yaklaşık 100 km uzunluktadır (Şekil
2). Bu fayla ilişkili olan Afyon grabeni de dahil edildiğinde fay
zonunun uzunluğu 150 km'ye yaklaşmaktadır. Sultandağı fayı düşük açılı
normal fay niteliğindedir. Zonal bir gidiş gösteren ana fay zonunun genişliği
birkaç on metre ile birkaç km arasında değişir. Çay yöresine rastlayan
kuzey ucundaki morfotektonik verilere göre faydaki görünür eğim atım 1000
metreyi aşmaktadır. 3 Şubat 2002 depremi Sultandağı fayının kuzey batı
ucunda gelişmiştir. Aşağıda tanımlanacak olan yüzey kırığının haritalaması
esnasında bazı lokalitelerde yapılan gözlemlerde fayın Holosen aktivitesi
belirgin olarak izlenebilmiştir. Eski depremlere ilişkin fay sarplıkları
belirgin olup Holosen çökellerinde eski deprem deformasyonları gözlenmiştir.
Sultandağı yöresinde yer
alan grabenler Türkiye'nin önemli bir sismojenik zonunu oluşturmaktadır.
Bölgede yoğun mikrosismik aktivite gözlenir. Son yüzyılda magnitüdü 5'ten
büyük üç deprem meydana gelmiştir. Bu depremler 1921 Argıthanı (M: 5.4),
1946 Argıthanı (M:5.5) ve 15 Aralık 2000 Çobanlar (Mw: 6.0) depremleridir
(Ambraseys, 1988; Taymaz ve Tan, 2001). 1921 ve 1946 Argıthanı depremleri
fayın güney ucunda, 15 Aralık 2000 Çobanlar depremi ise kuzey ucunda gerçekleşmiştir.
Tarihsel aktivite açısından değerlendirildiğinde 3 Şubat 2002 Sultandağı
depreminin, fayın sismik boşluk olarak yorumlanabilecek Çay segmenti üzerinde
gerçekleşmiş olduğu söylenebilir.
SİSMOLOJİK
VERİLER
Sultandağı depremi ana
şoku (USGS Ms: 6.5) 03 Şubat 2002 yerel saatle 09:11.28 de oluşmuş ve
bunu yoğun artçı şoklar izlemiştir (Şekil
3). Ana şoktan yaklaşık iki saat sonra Ms: 5.6 (USGS) büyüklüğündeki
deprem, ilk depremde orta hasar görmüş olan bazı binaların yıkılmasına
neden olmuştur. Ana şok ve iki saat sonra gelişen büyük artçı şokun büyüklüğü,
dışmerkez kordinatları ve derinliğine ilişkin çeşitli kurumlardan derlenen
bilgiler Tablo 1 ve 2'de gösterilmiştir. Bunlara göre USGS, Kandilli ve
ETHZ'nin ana şok için önerdikleri dışmerkez koordinatları Sultandağı kenti
kuzeyine, Harvard'ın koordinatları ise Çay kuzeyine rastlamaktadır. 5.6
büyüklüğündeki artçı büyük şok için önerilen koordinatlar ise Sultandağı
Fayının batı devamında yeralmaktadır. Fay düzlemi çözümlemelerinde ana
şok ve onu izleyen 5.6 büyüklüğündeki artçı şok normal faylanmayı yansıtmaktadır
(Şekil 2). Bu artçı
şok, 15 Aralık 2000 tarihinde meydana gelen Mw:6.0 büyüklüğünde ve fay
düzlemi çözümlerinde normal faylanma gösteren Çobanlar depremi episantırına
yakın bir konumdadır.
Tablo 1. Sultandağı Depremine ilişkin çeşitli kuruluşlarca açıklanmış
sismolojik bilgiler (KOERI: Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi
ve Deprem Araştırma Enstitüsü, DAD: Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem
Araştırma Dairesi, USGS: U.S. Geological Survey, HARVARD: Harvard University
Seismology Group, ETHZ: Swiss Seismological Service).
|
Kuruluşun
Adı
|
Enlem
|
Boylam
|
Derinlik
(km)
|
Büyüklük
|
|
KOERI
|
38.5812
|
31.2482
|
5.0
|
Md:
6.0
|
|
DAD
|
38.46
|
31.30
|
9.6
|
Md:
6.1
|
|
USGS
|
38.56
|
31.25
|
10
|
Ms:
6.5
|
|
HARVARD
|
38.63
|
31.12
|
15
|
Mw:
6.5
|
|
ETHZ
|
38.5
|
31.2
|
10
|
M:
6.2
|
Tablo 2. Sultandağ Depremini izleyen büyük artçı şoka ilişkin çeşitli
kuruluşlarca açıklanmış sismolojik bilgiler. (KOERI: Boğaziçi Üniversitesi
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, USGS: U.S. Geological
Survey, HARVARD: Harvard University Seismology Group, ETHZ: Swiss Seismological
Service).
|
Kuruluşun
Adı
|
Enlem
|
Boylam
|
Derinlik
(km)
|
Büyüklük
|
|
KOERI
|
38.6855
|
30.8350
|
2.2
|
Md:
5.3
|
|
USGS
|
38.628
|
30.805
|
10
|
Ms:
5.6
|
|
HARVARD
|
38.28
|
30.72
|
15
|
Mw:
5.8
|
|
ETHZ
|
38.6
|
30.8
|
10
|
M:
5.8
|
YÜZEY
KIRIKLARI
3 Şubat 2002 depremi Sultandağı
fayından kaynaklanmış ve bu fay zonunda depremde yüzey faylanması gelişmiştir.
Ekibimizce Maltepe köyü ile Eber deresi arasında haritalanabilen yüzey
kırığı toplam 21 km uzunluğunda bir alanda izlenmiştir (Şekil
4) , (Şekil 5).
Yüzey kırığının genel doğrultusu K80°B'dır. Bu doğrultu Sultandağı fayının
Çay yöresindeki uzanımına uyumludur. Yüzey kırığı Çay ilçesi ve Maltepe
Köyü yöresinde süreklilik gösterir. Geometrik özellikler açısından yüzey
kırığı Maltepe ve Çay segmenti olmak üzere iki bölüme ayrılır. Çay segmenti
yaklaşık D-B doğrultuludur. Maltepe segmentinin genel doğrultusu ise K75°B'dır.
Yüzey kırığı en batı ucunda bataklıklardan oluşan alüvyon ovasında sönümlenir.
Doğu ucunda ikiye çatallanan yüzey kırığı uzunlukları birkaç on metre
ile birkaç yüz metre arasında değişen ve iki ana doğrultuda dağılan aralıklı
parçalardan oluşur. Çay yöresi ve bunun doğusunda izlenen parçalarda yüzey
faylanması metamorfik temel kayalarda izlenmiştir. Maltepe yöresinde ise
kırık tamamen Pleyistosen ve Holosen yaşlı çökellerde gelişmiştir.
Yüzey kırığı üzerinde
ilk iki gün içerisinde ekibimizce ölçülebilen maksimum düşey yerdeğiştirme
miktarı 25 cm'dir. Kırıkta, genel doğrultuya dik yönde açılmalar ölçülmüştür.
Depremin sekizinci gününde yapılan gözlemlerde kılcal çatlaklar şeklinde
izlendiği bazı alanlarda, eğim atım ve açılma miktarında ilk ölçümlerimize
göre artışlar belirlenmiştir.
Çay bölümünde kırığın
genel doğrultusu ve açılma yönü ana şokun fay düzlemi çözümleriyle uyumludur.
Doğrultusunda meydana gelen geometrik değişimlere göre bazı lokal alanlarda
kırıkta sağ ve sol yönde ofsetler izlenmiştir. En doğu uçta yer alan parçalarda
ise yer yer sol yönlü doğrultu atım bileşen egemendir. Ekte yüzey kırığının
çeşitli noktalarından alınmış fotolar verilmiştir.
Çay kenti yakın güneybatısında depremde hasar görmüş olan su borusunun
tamiri amacıyla yamaç molozu içerisinde açılmış yarmada yüzey kırığının
eski depremlerde gelişmiş olan kırılma düzlemi üzerinde yeraldığı görülmüştür.
Yine, yüzey kırığının süreklililik sunduğu bazı alanlarda izlenen taze
fay sarplıkları son depremdeki yüzey faylanmasının eski deprem kırıklarını
izlediğini göstermektedir.
SIVILAŞMA
Sultandağı depreminde
fayın tavan bloğunda geniş alüvyal ovalar bulunmasına karşın birkaç alanda
sıvılaşma olayı izlenebilmiştir. En belirgin sıvılaşma örneği Çay deresi
güncel yatağının Sanayi sitesi yakınındaki kesiminde görülmüştür. Bu lokalitenin
yaklaşık 400-500 metre KD'sunda birkaç sıvılaşma konisi saptanmıştır.
Bu alanda sıvılaşma konisine benzer çok sayıda ve çeşitli ebatlarda, basık
koni morfolojili kum ve çakıl yığıntısı gözlenmiştir. Bu toprak konilerinin
çoğunluğu çakıl, az sayıda olanı ise silt ve kumlu malzemeden oluşmuştur.
Özellikle siltli malzeme içeren bu toprak konilerinin bazıları, üzerlerindeki
çamur akması yapıları ile dikkati çeker ve sıvılaşma konilerine benzerlik
sunarlar. Ancak, tarafımızdan yapılan değerlendirmede bu toprak konilerinin
köstebek yığması sonucu oluştuğu ve üzerindeki çamur akma yapılarının
ise meteorolojik koşullara bağlı olarak gelişen ani kar erimeleriyle meydana
gelmiş olabileceği sonucuna varılmıştır.
YANAL YAYILMA VE KÜTLE HAREKETLERİ
Araştırmamızda Eber ve
Akşehir Gölü kıyıları ile Akarçay kanalı potansiyel yanal yayılma alanları
olarak öngörülmüş ve bu amaçla sözkonusu alanlar incelenmiştir. Akarçay
kanalı boyunca, Kadıköy ile Eber Gölü arasında yanal yayılmadan çok, küçük
çaplı toprak kaymaları izlenmiştir. Eber Gölünün güney kıyısında bir lokalitede
ise küçük çaplı yanal yayılma gözlenmiştir. Uyanık köyü kuzeyinde izlenen
bu yanal yayılma Eber Gölü kıyı çizgisine 250-300 metre mesafededir ve
yayılma eski göl yatağında gerçekleşmiştir.
Depremde gelişmiş veya
tetiklenmiş kütle hareketlerinin bölgesel dağılımı hakkında ayrıntılı
inceleme yapılmamıştır. Ancak bazı alanlarda kaya yuvarlanması ile moloz
akması örnekleri gözlenmiştir. Akşehir Gölü kuzeyindeki kireçtaşı şevlerinde
birkaç lokalitede kaya düşmeleri izlenmiştir. Bu lokalitelerde eski depremlerde
gelişmiş kaya düşmeleri de dikkati çekmiştir. Sultandağı ve Çay yerleşmesi
güneyinde kalan dik eğimli vadi yamaçlarında ise kaya düşmeleri yanında
moloz akmalarının da gelişmiş olduğu görülmüştür.
YERALTI
SUYU VE JEOTERMAL SU DEĞİŞİMLERİ
Sultandağı depreminde
yüzey kırığının kuzeyinde yani faylanmanın düşen bloğunda yer alan çok
sayıda sondaj kuyusu ve kaynakta su seviyesi değişimleri meydana gelmiştir.
Soğuk sularda izlenen su seviyesi değişimleri Sultandağı ve Çobanlar ilçeleri
arasında kalan ova tabanındaki sondaj kuyularında olmuştur ve genelde
kuyuların artezyen yapması şeklinde gerçekleşmiştir. Yerel halktan alınan
bilgilere göre 15 Aralık 2000 Çobanlar depreminde suyu azalan veya kuruyan
bazı sondaj kuyularında Sultandağı depremi sonrasında artezyenler oluşmuştur.
Yüzey kırığının batı ucunda
yer alan Heybeli kızılkilise jeotermal sahasında, deprem öncesinde pompajla
su alınan bir sıcak su kuyusu deprem sonrasında artezyen yapmış, diğer
kuyularda ise debi artışı gözlenmiştir. Travertenlerin yüzeylediği bu
jeotermal sahada ayrıca depremin üçüncü günü yaklaşık 35 metre uzunluğunda
ve çatlak aralığı 0.5-1.0 cm arasında değişen ve K30°D doğrultusunda uzanan
bir açılma çatlağı gelişmiştir. Bu çatlak boyunca sıralanan çok sayıda
sıcak su kaynağı geliştiği gözlemlenmiştir. Bu alanda ve Afyon çevresindeki
diğer sıcak su kaynaklarında Genel Müdürlüğümüz Enerji Dairesi ekibince
deprem sonrasında yapılan ölçümlerde, kaplıcaların su sıcaklıklarında
herhangi bir artış izlenmemiştir. Ancak, açılma çatlağının geliştiği Heybeli
kızılkilise kaplıcalarında gaz çıkışlarında artış ölçülmüştür.
HASAR
DAĞILIMININ JEOLOJİK BOYUTU
Deprem bölgesindeki hasarlar
ile zemin özellikleri arasındaki ilişkileri irdelemek bu araştırmanın
kapsamı dışındadır. Ancak konuyla ilgili olarak bazı değerlendirmeler
yapılabilmektedir. Sultandağı depremi son elli yılda Batı Anadolu'da meydana
gelmiş ve benzer kırılma mekanizması sahip depremlerle, büyüklükleri açısından
karşılaştırıldığında can kaybı ve yapı hasarlarının diğer depremlerden
az olduğu söylenebilir. Örneğin Dinar depreminin (M:6.0) Sultandağı depreminden
küçük olmasına karşın, bu deprem can kaybı ve yapısal hasarlar bakımından
Sultandağı depreminden daha yıkıcı olmuştur. Bu çelişki pratik olarak
yerleşme yoğunluğu, yapı kalitesi ve tipi ile açıklalanabilir. Ancak MTA
tarafından, Dinar depreminde yapılan gözlemlerde en fazla yapısal hasarların
yeraltısuyu seviyesinin yüksek olduğu kumlu ve bataklık zeminlerde meydana
geldiği rapor edilmişti. Gözlemlerimiz, Sultandağı depreminde meydana
gelen yapı hasarlarında zemin özelliklerinin belirleyici etkisi bulunmadığını,
hasarın daha çok yapı kusurlarına bağlı olarak gelişmiş olabileceğine
işaret etmektedir.
Yüzey kırığının Çay ilçesi
içerisinden geçmekte olmasına karşın, bu kente birkaç bina dışında doğrudan
yüzey faylanmasına bağlı ağır yapı hasarı seçilememiştir. Deprem bölgesinde
en yoğun hasar alanı olarak gözlenen Çay Sanayi sitesinin Çay Deresinin
ıslah edilen eski yatağı içerisine inşaa edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Sanayi sitesi yakınındaki yarmada, bu eski yatak çökellerinin turturulmamış
kum ve çakıl depolanmasından meydana geldiği gözlenmiştir.
Yüzey kırığının çatallanarak
genişlediği doğu ucunda yer alan kırsal yerleşmelerde hasarın diğer bölgelere
göre fazla oluşu dikkati çekmektedir. Bu yerleşmelerden Eber köyündeki
yoğun hasarın yapı niteliğine bağlı olarak geliştiği ve yıkılan binaların
çoğunluğunun 40-50 yıldan daha eski kerpiç yapılar olduğu görülmüştür.
Deresenek ve Yakasenek beldelerinde yıkılmış binalarda kullanılmış bulunan
betonarme kumunun genelde köy yakınındaki dere yatağından ve yakın çevresindeki
yelpaze çökellerinden sağlandığı yönünde bilgi edinilmiştir. Yapılan incelemede
alüvyon yelpazesi ve dere yatağı kumlarının çamur içeriğinin çok yüksek
olduğu, dolayısıyla betonarme binalarda kullanılabilir vasıf taşımadığı
söylenebilmektedir.
ÖN SONUÇLAR
03 Şubat 2002 Sultandağı
depremi Türkiye Diri Fay Haritası'nda (MTA, 1992) Sultandağı Fayı olarak
tanımlanmış olan aktif fay üzerinde gerçekleşmiştir. Depremde 21 km uzunluğunda
yüzey kırığı gelişmiş, normal faylanmayı yansıtan kırık üzerinde maksimum
25 cm yer değiştirme ölçülmüştür. Ana şoktan iki saat sonra meydana gelen
5.6 büyüklüğündeki depremin, ana şokun tetiklemiş olduğu ikinci bir deprem
olması muhtemeldir.
DEĞİNİLEN
BELGELER
Ambraseys, N.N., 1988, Engineering
seismology. Earthquake Engineering and Structural Dynamics, 17, 1-105.
Koçyiğit, A., Ünay, E. and Saraç, G., 2000, Episodic graben formation
and extensional neotectonic regime in west Central Anatolia and the Isparta
Angle: a case study in the Akşehir-Afyon Graben, Turkey. Tectonics and
Magmatism in Turkey and the Surrounding Area, (Eds.) E. Bozkurt, J.A.
Winchester and J.D.A. Piper, Spec. Publ., 173, 405-421.
FOTOĞRAFLAR
|